Slide 1 Slide 1 Slide 1 Slide 1 Slide 1 Slide 1 Slide 1 Slide 1
"Şehit Nurlanmış, Gazi Onurlanmış Askerdir."
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

"Benden eğerimi isteyiniz vereyim, atımı isteyiniz vereyim. Fakat vatanımdan hiç kimse bir karış toprak istemesin veremem." METEHAN

"Vatan için ölmek de var, fakat borcun yaşamaktır." TEVFİK FİKRET

"Türklerden başka dini ve vatanı uğruna canını vermeye hazır asker görmedim." HAMILTON
Mucize Gazi J.Uzm.Cvş. Fırat ZORBA

Fırat Zorba dört tarafı beyinsiz hainlerle dolu vatanın, beyninin üçte biriyle hayata tutunmuş yiğit evladı. Fırat Zorba mukaddes bayrağı indirmeye çalışanlara hala elinde tuttuğu ve yanından ayırmadığı bayrağıyla en güzel cevabı veren günümüzün Ulubatlı Hasan’ı. Tarihe adını ‘mucize gazi’ olarak yazdıran, vatan için serden geçenlerin destanlaşan ismi GAZİ FIRAT ZORBA. Gelin canını hiçe sayıp, vatan müdafasında bulunan nice kahramanlarımızdan biri olan Gazi Fırat’ı biraz daha yakından tanıyalım.

Gazi Fırat Zorba 04.11.1984 tarihinde efeler diyarı Aydın’da, ailesinin 3. çocuğu olarak dünyaya geldi. Aslen Kastamonu Tosyalı olan aile polis memuru baba Hüseyin Zorba’nın görevinden dolayı Aydın’da ikamet ediyordu. Bundan sonra da yine babasının tayini sebebiyle birkaç il değişikliği yapıldı. Önce Fırat henüz 6 aylıkken Diyarbakır’a ,daha sonra da Samsun’a taşındılar. Fırat Zorba ilk okulu Samsun Alaçam Fatih İlkokulunda okudu ve Zorba ailesi Hüseyin Bey’in emekli olmasıyla birlikte, halen yaşamakta oldukları Kastamonu Tosya’ya yerleşti. Ortaokulu Tosya Fatih İlköğretim Okulunda, liseyi de Tosya Endüstri Meslek Lisesinde okuyarak öğrenimini tamamladı. Gazimiz bundan sonra iş hayatına atılarak çeşitli işlerde çalıştı.

Çevresinde sayılıp sevilen yumuşak huylu gazimiz için sıra her vatan evladı gibi askerliğe geldi ve askerliğini 2004 yılında Erzurum’un çat ilçesinde jandarma komando olarak yaptı. Askerlikten sonra uzman çavuş olarak askerliğe devam etmek istedi ve 2007 de açılan sınava başvurdu. Sınavdan elde ettiği başarının ardından Eski Foça’da uygulamalı eğitime başlayarak uzman çavuşluk için ilk adımı attı. 6 aylık eğitimden sonra Şırnak Çakırsöğüt’te J.Uzm.Çvş olarak göreve başladı.

İlk görev yeri olan Şırnak herkesin malumdur ki çetin bir görev yeri, gidenin kelle koltukta bekleyenin yüreği ağızda, anaların gözleri yaşlı babaların gözü yolda. Fırat Uzmanın bir de köpeği vardı bekleyenleri arasında aralarında eşine az rastlanır bir bağlılıkla…

AİLESİNE HABER VERİLMESİ

Olaydan bir gün sonra 8 Haziran da dönemin Tosya Kaymakamı Aslan Yurt ve beraberindeki resmi heyet gazimiz ailesine haber vermek üzere yola çıktı. Gittiklerinde Zorba ailesini evde bulamadılar. Bir süre bekledikten sonra eve Hüseyin Bey geldi. Babasına Fırat’ın ağır yaralı olduğu ve GATA da tedavi altında olduğunu söyleseler de oğlunun şehit olduğunu düşünerek “ siz yalan söylüyorsunuz oğlum şehit mi oldu, doğruyu söyleyin “ diyerek inanmak istemedi. Araya ilçe müftüsü girdi ve acılı babayı oğlunun şehit olmadığı konusunda ikna etti. Daha sonra aile kaymakamlığın tahsis ettiği araç ve ambulansla Ankara’ya gönderildi.

ANKARA GÜNLERİ

Gazi Fırat ikinci ameliyattan sonra 15 gün boyunca uyandırılmadı, uyandırıldıktan sonra da bilinci kapalı olduğu için hiçbir tepki vermedi. Zorba ailesiyle birlikte tüm Türkiye için uzun, zorlu ama umutlu bir bekleyiş başladı. Ailesi ve sevenleri, GATA’daki çınarların altında sabır, şükür ve dua ile Fırat’ın gözünü açacağı, kurtulacağı günü bekledi. Kahraman askerimizin durumu medyada da ilgiyle takip edildi. Sosyal medya da destek grupları açılarak dua zincirleri oluşturuldu. Ailesi iyileşmesi için kurbanlar kesti. Sadece insanlar değildi, Fıratın yolunu gözleyen, Fırat’ın sadık köpeği Cebbar da bekliyordu. Sahibi vurulduğu günden bu yana çok az yemek yeyip, hiç havlamıyor kulübesinden çıkmıyordu. Bu köpekse Fırat’ı bu hale sokanlar ne?..

112 gün geçmişti saldırının üzerinden ve Fırat gözlerini açtı. İşte asıl bayram Fırat hayata döndü. Şehit olur yaşayamaz diyorlardı, O’ysa tüm gücüyle tutundu hayata. Bizlerin kalbi dahi bir güvercinin kanat çırpması gibi döverken göğsümüzü düşünün ailesini, biricik evlatları adeta yeniden doğdu. Ailesi o günün sevincini ifade edecek kelime bulamıyor.

O günden sonra gazimiz ufak tefek konuşmaya, ailesini tanımaya ve tepki vermeye başladı. İlerleyen günlerde tedavi amaçlı TSK Rehabilitasyon merkezine nakledildi. Burada yapılan 3 aylık tedavinin ardından Gazi Fırat bir hayli yol kat etti ve moral depolaması amacıyla 45 günlüğüne memleketi Kastamonu’ya gönderilmesine karar verildi.

MUHTEŞEM KARŞILAMA

16 Ocak 2010 tarihinde özel bir araç ve ambulansla Kastamonu’ya gitmek üzere yola çıkıldı. Tosya girişinde Fırat’ı bir sürpriz bekliyordu. Yüzlerce araçlık konvoy gazisini karşılamaya gelmişti ve yine Tosya merkezde binlerce kişinin katılımıyla Türk Bayraklı bir karşılama töreni hazırlanmıştı. Kahraman Türk Askeri Gazi Fırat Zorba sevinç gözyaşları arasında ambulanstan evine geçerken elinde tuttuğu Türk Bayrağını sallayarak şanlı bayrağımızın daima göklerde dalgalanacağını ve onu indirmeye kimsenin gücünün yetmeyeceğini tüm dünyaya gösterdi. Tosya halkı geldiği günden itibaren evladına sahip çıktı. Gazi Fırat’ın evi yerel halk, resmi görevliler ve birçok kurum ve kuruluşun yetkilileri tarafından ziyaretçi akınına uğradı.

45 günün ardından depoladığı moralle yatarak geldiği Tosya’dan oturabilir şekilde ayrıldı ve TSK Rehabilitasyon Merkezine geri döndü. Fizyoterapisi devam eden gazimizin kafasına 2011 Haziran ayında protez yapılmasına karar verildi. Ancak yapılan muayene ve tahliller sonucu sağ tarafında hareketlilik tespit edilen gazimizin protez ameliyatı ileri bir tarihe alındı. Gazimizin sağlık durumu, 2011 Ağustos ayında operasyona elverişli hale geldi ve başarılı bir ameliyatla gazimizin başının sağ tarafına protez uygulandı. Bu süreçte Gazimizin rahatça yaşabileceği bir engelli evi yapılması için Devlet Vatandaş işbirliği ile “Bir Tuğlada Sen Koy” Kampanyası yapıldı. Kampanyanın Ayrıntıları İçin Tıklayın: http://gazifiratzorba.com/index.php?page=haber&hbrid=68   

2011 Aralık ayında İstanbul’da Özel bir Doktor Eşliğinde Fizyoterapi Tedavisi gördü bu tedaviler sonucu 2012 19 Eylül Gaziler Gününde Gazimiz Ayağa kalktı ve şuan sağ ayağını adım atabiliyor sol ayağını sürüklüyor ve Tekerlekli sandalyeye bağlı kalmaktan kurtulmuştur ve şuan tedavisi gün geçtikçe iyiye gitmektedir.